Sevgili anneciğim ve pek muhterem babacığım,
hani hatırlar mısınız, yıllaaaar önce akşam yemeklerinde bir hafta boyunca ayran kıvamında yoğurt yemiş idiniz. bu akşam yediğim yoğurtlu ıspanak anılarımı depreştirdi. vicdan azabı duydum. o yoğurdun akıbetini anlatacağım, zira yıllardır içimde sakladığım bu sırrı artık daha fazla taşıyamayacağımı hissediyorum.*
Sevgili anneciğim, validem, kıymetlim…
hani sen bazen evde olmuyordun ya. hani okuldan eve geldiğimde önceden pişirdiğin yemeği kendime servis yapmak sureti ile yiyordum. hani o zamanlar boyum raflara yetişmediğinden evde ufak çapta bir bardak-tabak soykırımı yaşanıyor idi… he işte; yine bir gün eve geldiğimde ilk durağım her zamanki gibi mutfak olmuştu. tencerenin kapağını kaldırdığımda içindeki ıspanakla göz göze gelmiş idim. kendisiyle kesiştiğimiz süre içinde iğrenç tadından dolayı üzülmeli miyim, yoksa temel reis gibi güçleneceğim için sevinmeli miyim karar vermeye çalışmış idim. mamafih bir sonuca ulaşamadım.
eskiden ıspanaklar damak burardı. yoğurt kırardı biraz o tadı. azıcık bir şeye benzerdi o pirinçli pörsük yapraklar. canım anam; işbu amaç ile buzdolabından yoğurt çıkarayım istedim. istedim de n’oldu? yoğurt kutusu hooop ters yüz oldu, ıspanağım yerine yere yar oldu.
korktum anne. çok korktum. temizlik hastası olan şahsının eve gelince saatlerce bıdı bıdı edeceğinden emindim. çenenden korktum. içimi sıkıntı bastı.
bir yoğurda baktımmm, bir yoğurt kabına…
pratik zeka işledi işte o anda.* minik minik, yumuk yumuk ellerimle yoğurdu tekrar kabına koydum. yerleri bir güzel temizledim. sana da hiçbir şey söylemedim. sen de yedin. hem de kaşık kaşık.
beybabacığım,
senin adına gerçekten üzgünüm. hiçbir suçun yokken o yoğurttan midene yollamış bulundun. hatta yoğurdun kendinden geçmişliğine anlam veremedin, tüm iyi niyetinle bana da ye die ısrar ettin.
üzgünüm. beni affedin.
sizleri seviyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder